Eylül 14, 2021

Türkiye’de tarım ve gıda: Mevcut durum ve öneriler

Türkiye’de tarım ve gıda: Mevcut durum ve öneriler Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği üyesi Ceyhan Temürcü’nün “Türkiye’de tarım ve gıda: Mevcut durum ve öneriler” başlıklı yazısına […]
Eylül 13, 2021

Deneyim Paylaşımı Semineri: 19 Eylül Pazar, 19:00-21:30

  19 Eylül 2021 saat 19:00’da sizleri, “Güdül’de Gıda Topluluklarıyla Agroekolojik Dönüşüm” projemizin sonuçlarını ve deneyimlerimizi paylaşacağımız online seminerimize bekliyoruz. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği liderliğinde […]
Temmuz 23, 2021

Yeni video serisi: Güdül’ün Doğa Dostu Üreticileri ile Söyleşiler

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği’nin Ankara’nın Güdül İlçesi’nde, GEF Küçük Destek Programı’nın (SGP) desteğiyle yürüttüğü, odağında yerel çiftçi ve üreticilerin […]
Haziran 28, 2021

Gıdamız Geleceğimiz | Tahtacıorencik ve Ötesi

Gıdamız Geleceğimiz | Tahtacıörencik ve Ötesi Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği ve Tahtacıörencik Köyü Güzelleştirme Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneği, Ankara’nın Güdül İlçesi Tahtacıörencik […]

Günümüzde insanlık gıda üretimi ile ilgili çok yönlü zorluklarla karşı karşıya. Doğa ile uyumlu yaşamamıza olanak verecek üretim ve tüketim sistemlerine doğru bir geçişe acil ihtiyaç var. Agroekoloji, güvenilir ve besleyici gıdaların doğa-dostu yöntemlerle üretilip herkese ulaşabildiği bir gıda sistemine geçiş için uygulanabilir ve etkin yollar sunan bir yaklaşımdır. Agroekoloji, gıda sistemlerinin ekolojik açıdan duyarlı, ekonomik açıdan uygulanabilir ve sosyal açıdan adil olacak şekilde dengelenmesini amaçlar. Sosyal adaleti teşvik eden, kültürel kimlikleri besleyen ve kırsal yaşamı güçlendiren bir toplumsal hareketi tanımlar. Bilimsel yönüyle, tarım ekosistemlerinin bileşenleri arasındaki etkileşimleri inceler. Uygulama yönüyle, doğal kaynakları koruyup geliştiren dirençli ve istikrarlı gıda üretim sistemleri oluşturur.

devamı

Gıda Toplulukları, merkezinde gıda üretimi ve gıdaya erişim olan ve gönüllü birliktelik temelinde işleyen topluluklardır.

Birinci Gıda Toplulukları Çalıştayı’nın (5 Kasım 2016, İstanbul) Çıktılar Kitapçığı’ndaki tanımıyla (1) gıda toplulukları:

… etik, sağlıklı, doğal üretim yapıp, gerçek gıda üreten “üreticiler” ile tükettiği gıdanın nereden geldiğini bilmek isteyen, üretim için harcanan emeğin parçası olmaya gönüllü “tüketiciler” arasında bağ kurmayı hedefler. Böylece tüketici, “türetici” ya da “eş-üretici”ye dönüşür.

Bir gıda topluluğu tüzel kişiliğe (örneğin bir üretim veya tüketim kooperatifi) sahip olabileceği gibi sadece bir taban örgütlenmesi de (örneğin Topluluk Destekli Tarım veya toplu sipariş grubu veya bir mahale bostanı) olabilir.

 

devamı

Van der Ploeg (2008), günümüz tarımında küresel ölçekte, kimi zaman iç içe geçen üç genel kategori belirler: (1) Büyük şirket tarımı, (2) Girişimci tarımı ve (3) (Yeni) köylü tarımı. Şu anki süreçte, bir yandan tarımda endüstrileşme yaygınlaşırken, henüz küçük boyutta da olsa, insanların kendilerini koruma ve özerklik güdüsüyle geçimlik üretime geçişi, yani yeniden köylüleşme eğilimleri de görülmektedir, Bu bağlamda köylülük, nostaljik bir kategori olarak değil, kişilerin ve toplulukların özerkliğini güvence altına alan bir toplumsal örgütlenme modelini anlatır. Bireyler, aileler veya topluluklar temelinde örgütlenebilen birimlerin üretim tarzı küçük ölçekli çiftçiliktir. Literatürde ‘küçük meta üretimi’* ile de özdeşleştirilen bu üretim tarzı günümüzde, yerel ve küresel ölçeklerde gıda güvenliği, iklim değişimi, ekosistem restorasyonu, sosyal adalet, açlık ve yetersiz beslenme gibi pek çok yakıcı konuda bir çözüm reçeteleri olarak ortaya çıkıyor. * Küçük meta üretimi: “...dolaysız üreticinin, üretim araçlarına esas itibariyle sahip olduğu; esas olarak kendi ve ailesinin emeğiyle, kısmen veya tamamen piyasa için, fakat tüketim amacıyla (birikim yapmadan) üretim yaptığı bir “durumu” içerdiğini söyleyebiliriz” (Boratav 1980, Tarımsal Yapılar ve Kapitalizm)

devamı

Karşı karşıya olduğumuz iklim krizinin, doğayı ve toplumun yararını gözetmek yerine merkezi güçlerin çıkarlarını ve şirketlerin kârını önceleyen yapıların ve bunları destekleyen politikaların bir sonucu olduğu açıktır. Bu yapılar ve politikalar gezegenimizdeki biyolojik ve toplumsal yaşamı yıkımın eşiğine getiren birçok soruna sebebiyet vermiştir ve vermeye devam etmektedir. Gıda sistemimizi karakterize eden endüstriyel tarım-hayvancılık ve kitlesel gıda dağıtım ağları (uzun tedarik zincirleri) doğaya ve iklime büyük zararlar veriyor. Küçük ölçekli çiftçilik yerini monokültüre, ağır toprak işleme tekniklerine ve yoğun kimyasal girdilere dayalı endüstriyel tarıma bıraktıkça bu sorunlar ağırlaşıyor. Halihazırda dünyanın gıdasının %70 kadarını hâlâ küçük aile çiftliklerinin ve yerel pazarların karşıladığı düşünüldüğünde, endüstriyel şirket tarımının daha da yaygınlaşmasının doğa ve iklim üzerinde ne kadar yıkıcı etkileri olacağı görülebilir. Gıda alanında iklim değişikliğini yavaşlatmaya ve etkilerini hafifletmeye katkı verecek en temel çözüm, küçük ölçekli ekolojik çiftçiliği ve kısa tedarik zincirlerini içeren agroekolojik bir gıda sistemine geçmek olacaktır.

devamı

Yeşil teknolojiler, enerji üretiminden zehirsiz temizlik malzemeleri geliştirmeye kadar sürekli gelişen yöntem ve materyalleri kapsar.

Sürekli değişen bu alanda önemli bazı başlıklar şunları içerir:

Sürdürülebilirlik - Toplumun gereksinmelerini karşılarken kesin olarak belirlenmemiş bir gelecekte de doğal kaynakların korunması için onların yenilenme hızını aşmayan bir üretim tarzını benimsemek. Böylece gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılamak için gereken kaynaklara ulaşabilme hakkı ellerinden alınmamış olur.

Beşikten beşiğe tasarım - Ürünleri "beşikten mezara" anlayışıyla tasarlamanın ötesinde tamamen geri dönüşüm ve yeniden kullanıma yönelik ürünler yaratmak.

Kaynak tüketiminin azaltılması -  Üretim ve tüketim kalıplarını değiştirerek atık ve kirliliğin azaltılması. İnovasyon: Fosil yakıt olsun, yoğun kimyasallı tarım olsun, insan sağlığına ve çevreye zarar verdiği bilinen mevcut teknolojilere alternatifler geliştirmek.

Ekonomik sürdürülebilirlik - Çevreye yararlı teknolojiler etrafında ekonomik bir çekim alanı yaratarak uygulanabilir olmalarını sağlamak ve ortaya yeni iş alanları çıkarmak.

devamı

X
X