Görüntünün olası içeriği: yazı

 

Güdül’lü dostlarımıza mektubumuz

Covid-19 krizi bize, tüketiciler ile üreticilerin birbirinden kopuk olduğu endüstriyel gıda sisteminin ne kadar güvenilmez olduğunu gösterdi.

Yoğun dış girdili şirket tarımına, uzun tedarik zincirlerine ve oligarşik karar mekanizmalarına dayalı endüstriyel gıda sisteminin, krizlere dayanıklılık sağlamak şöyle dursun, bizzat krizler üreten bir yapısı olduğunu gördük.
Gıda güvencemiz için, etkin iklim eylemi için, doğa ve insan dostu bir gıda sistemi için:
-> Küçük ölçekli çiftçilik…
-> bilge köylü tarımı…
-> Topluluk destekli tarım…
-> Üretici pazarları…
-> Katılımcı gıda kooperatifleri…
Belediyelerin yapması gereken şey tohum ve fide dağıtmak değil. Uzun vadede piyasaya eklemlenmekten başka işlevi olmayan, üretim ölçütleri, ilkeleri olmayan marketler açmak da değil. Belediyelerin görevi, “üretici pazarları” açarak çiftçilerin halkla aracısız buluşmasına imkan vermek (Bkz. 28351 Sayılı Pazar Yerleri Hakında Yönetmelik: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat…).

Bizler ise değişim yaratmak için merkezi ve yerel yönetimlerin sermaye-güdümlü veya basiretsiz uygulamalarına mahkum değiliz. Onlardan hakkımızı isteyeceğiz. Ama kendi gıdamızı üretmek, mahalle bostanları kurmak, topluluk destekli tarım grupları ve gıda toplulukları oluşturmak bizim elimizde.

Orijinal grafik: www.picklewix.com
Uyarlayan ve Türkçeleştiren: Deniz Ünver

X
X