Agroekoloji

Günümüzde insanlık gıda üretimi ile ilgili çok yönlü zorluklarla karşı karşıya. Doğa ile uyumlu yaşamamıza olanak verecek üretim ve tüketim sistemlerine doğru bir geçişe acil ihtiyaç var. Agroekoloji, güvenilir ve besleyici gıdaların doğa-dostu yöntemlerle üretilip herkese ulaşabildiği bir gıda sistemine geçiş için uygulanabilir yollar sunan bir yaklaşım ve bir toplumsal harekettir.

Agroekoloji, gıda sistemlerinin ekolojik açıdan duyarlı, ekonomik açıdan uygulanabilir ve sosyal açıdan adil olacak şekilde dengelenmesini amaçlar. Sosyal adaleti teşvik eder, kültürel kimlikleri besler ve kırsal yaşamı güçlendirir. 

Bilimsel yönüyle, tarımsal ekosistemlerin bileşenleri arasındaki etkileşimleri inceler. Uygulama yönüyle, doğal kaynakları koruyup geliştiren dirençli ve istikrarlı üretim sistemleri oluşturur. 

Agroekolojik bir gıda sisteminin iki önemli bileşeni küçük ölçekli ekolojik çiftçilik ve kısa tedarik zincirleridir. Ekolojik çiftçilik uygulamaları permakültür, onarıcı tarım, organik tarım, doğal tarım, biyodinamik tarım gibi pek çok yaklaşımı içerirken; kısa tedarik zincirleri Topluluk Destekli Tarım, gıda kooperatifleri ve üretici pazarları gibi üreticilerle tüketicilerin birebir temas içinde olduğu, gıda üretim ve dağıtımının olabildiğince yerelleştiği yapıları içerir.

Bu üretim ve dağıtım modellerini teşvik eden agroekoloji yaklaşımı; gıda güvenliği, iklim değişimi, ekosistem restorasyonu, sosyal adalet, toplumsal cinsiyet eşitliği, açlık ve yetersiz beslenme gibi pek çok yakıcı konuda çözüm reçeteleri sunar. Agroekoloji, köylü örgütlenmeleri ve diğer sivil toplum örgütlerinin çabaları sonucu, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından da üst düzeyde desteklenir hale gelmiştir

FAO’nun rakamlarına göre, dünyadaki çiftliklerin %90’dan fazlası bireylere veya ailelere aittir ve bunlar büyük ölçüde aile işgücüne dayalıdır. Aile çiftlikleri toplam çiftlik arazisinin %70 iia 80’ini oluşturur ve dünyanın besininin yaklaşık %80’ini üretirler. FAO’ya göre (www.fao.org/family-farming-2014) küçük ölçekli aile çiftçiliği “hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkelerde gıda üretiminde tarımın en etkin unsurlarından biridir” ve sosyo-ekonomik, çevresel ve kültürel bakımdan stratejik öneme sahiptir:

  • Sunduğu ürün çeşitliliğiyle gezegenin gıda güvenliğine en büyük katkıyı verir,
  • Geleneksel gıdaların korunmasını ve halkın dengeli beslenmesini sağlar,
  • Tarımsal biyoçeşitliliğin korunmasına ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına katkı sağlar,
  • Sosyal politikalarla desteklendiğinde yerel ekonomileri canlandırır.

Agroekoloji dünyayı besleyebilir mi?

BM özel raportörü Olivier De Schutter’in bilimsel verilerin kapsamlı bir incelemesine dayalı Agroekoloji ve Gıda Hakkı Raporu’na göre, agroekoloji yöntemleri gıda üretimini 10 yıl içinde ikiye katlayabilir, iklim değişikliğinin yavaşlamasına ve kırsal yoksulluğun azalmasına katkı verebilir. Rapora göre:  

Şu ana kadar agroekoloji projeleri 57 gelişmekte olan ülkede ortalama %80 ürün verimi artışı olduğunu göstermiştir. Afrika projelerinde ortalama %116 oranında bir artış var. 20 Afrika ülkesinde yürütülen yeni projeler, 3 ila 10 yıllık bir süre zarfında ürün veriminin ikiye katlandığını gösteriyor. (…) Endonezya, Vietnam ve Bangladeş’teki projelerde pirinç üretiminde böcek ilaçları kullanımında %92 oranında bir azalma var ve bu da yoksul çiftçilere önemli bir tasarruf sağlıyor. Diğer Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde de benzer sonuçlar elde edildi.

Rapora göre sonuç olarak: “Büyük ekim alanlarıyla, endüstriyel çiftliklerle açlık sorununu durduramayacağız. Çözüm, küçük ölçekli çiftçilerin bilgi ve deneylerini desteklemekte ve küçük çiftçilerin gelirlerini artırarak kırsal kalkınmaya katkı vermekte yatmaktadır.”

Endüstriyel üretim, kitlesel dağıtım modelleri ve kârın öncelenmesi ile karakterize olan mevcut gıda sistemimiz ekolojik, ekonomik ve sosyal yönlerden sürdürülebilir değildir. Küçük ölçekli ekolojik çiftçilik ve kısa tedarik zincirlerine dayalı, kârın maksimizasyonu yerine insanların ihtiyaçlarını önceleyen agroekolojik bir gıda sistemi, tarımsal üretimin istikrarına, doğal çevrenin onarımına, iklim değişiminin yavaşlatılmasına ve sosyal adaletin tesisine katkı verecektir. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak için bu geçiş zaruri ve acildir.

X
X